Muvazaa ile İlgili Yargıtay Kararı

Bunu Paylaş:

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /2,18-21

T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

Esas No. 2015/1644 Karar No. 2015/10042 Tarihi: 11.03.2015

  • ASIL İŞ-YARDIMCI İŞ
  • İŞÇİ TEMİNİ
  • MUVAZAA
  • İŞÇİ TEMİNİNİN ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ OLARAK NİTELENDİRİLEMEYECEĞİ
  • TARAFLAR ARASINDA MUVAZAALI ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNİN İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNİN BULUNDUĞU DURUMLARDA DA İŞE İADENİN MALİ SONUÇLARINDAN MÜTESELSİLEN SORUMLULUĞUN DEVAM EDECEĞİ

ÖZETİ: Asıl iş, mal ve hizmet üretiminin esasını oluşturan iştir ve bu iş doğrudan üretim organizasyonu içinde yer alır ve üretimin zorunlu unsurdur. Asıl işverenin faaliyet alanına göre belirlenir.

Yardımcı iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olmakla beraber, doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan, ancak asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan iştir.

Diğer taraftan muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir.

Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir

Tarafların gerçek iradeleri işçi temini olduğu halde, bunu bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak göstermişlerse muvazaalı bir hukuki işlem söz konusudur. Asıl işveren işçilerinin hakları kısıtlanarak alt işveren işçisi olarak çalıştırılması, hangi alt işverenle çalıştıklarını bilmemesi gibi bulgular bu ilişkinin muvazaalı olduğuna işaret eden diğer özelliklerdir.

Ayrıca muvazaanın varlığı hakim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Zira muvazaanın varlığının hiçbir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece kendiliğinden ( resen ) göz önünde bulundurulması gerektiği, belirli bir sürenin geçmesi, sebebin ortadan kalkması veya ilgililerin olur ( icazet ) vermesi ile geçerli hale gelmeyeceği, uygulamada ve bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmektedir. (Y. 1.HD. 11.12.1996 gün ve 1996/14548 E, 1996/14984 K., Y. 9. HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.) Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili, dava dilekçesinde asıl-alt işveren ilişkisinden bahsederek feshin geçersizliği ve davacının alt işverene iadesini talep etmiş olup ıslah dilekçesi ile davalılar arasında muvazaa olduğunu iddia ederek davacının asıl işverene iadesini istemiştir. Asıl işveren- alt işveren ilişkisi muvazaalı olsa dahi, işe iadenin mali sonuçlarının tazmini her iki işverenden de istenebilir. İşverenlerin sorumluluğu müteselsil sorumluluktur.

DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

  1. Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının 23/08/2010 tarihinden beri asıl işveren olan davalı İstanbul Dünya Ticaret Merkezi A.Ş bünyesinde davalı Artı Kurumsal Hizmetler ve Tic. Ltd. Şti’nin sigortalı işçisi olarak çalışmasını aralıksız sürdürdüğünü, iş akdinin davalı işveren tarafından hiçbir sebep gösterilmeksizin ve haksız ve hukuka aykırı bir şekilde sonlandırıldığmı belirterek, feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve 4857 sayılı İş Kanununun 21. Maddesi uyarınca işe başlatmama tazminatına karar verilmesini talep etmiş, ıslah ile davalılar arasında muvazaa olduğunu belirterek davalı asıl işveren İstanbul dünya Ticaret Merkez işyerine işe iadesini istemiştir.

  • Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekilleri ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

  • Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile davalılar arasındaki muvazaa nedeniyle davacının davalı İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’ndeki işine iadesi talep edilmiş ise de davalılar arasında muvazaa olgusunun ispatlanamaması ve davacının davalı İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nde çalışmasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

  • Temyiz:

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

  • Gerekçe:

Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.

Mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Keza aynı maddenin 7. fıkrasına göre, “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.”

Asıl iş, mal ve hizmet üretiminin esasını oluşturan iştir ve bu iş doğrudan üretim organizasyonu içinde yer alır ve üretimin zorunlu unsurdur. Asıl işverenin faaliyet alanına göre belirlenir.

Yardımcı iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olmakla beraber, doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan, ancak asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan iştir.

Asıl alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde,

Biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığı

Alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıkları,

Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığı,

Alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı;

Alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığı;

Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığı;

İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı;

Alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığı;

Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı;

Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığının araştırılması ve irdelenmesi gerekir. Alt işveren işçilerinin bir kısmının, üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırılmaları, asıl-alt işveren arasındaki sözleşmeyi muvazaalı hale getirmez. Sadece başka işte çalıştırılan işçi açısında asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulmadığı kabul edilmelidir.

Bir alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse asıl işveren alt işveren ilişkisinden çok olayda, asıl işverene işçi temini söz konusu olacaktır.

Alt işveren işçilerinin bir kısmının, üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırılmaları, asıl-alt işveren arasındaki sözleşmeyi muvazaalı hale getirmez. Sadece başka işte çalıştırılan işçi açısında asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulmadığı kabul edilmelidir.

Diğer taraftan muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir.

Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir. İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı İş Kanununun 2/7 maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Bu kriterler, asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi sureti ile haklarının kısıtlanması veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisinin kurulması olarak belirtilmiştir. Asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde, alt işveren işçisi, aynı madde uyarınca başlangıçtan itibaren asıl işveren işçileri sayılacaktır. Böyle bir durumda işe iade isteyen alt işveren işçisinin asıl işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi gerekir. Zira alt işveren gerçekte işveren değildir ve işveren sıfatı bulunmamaktadır.

Tarafların gerçek iradeleri işçi temini olduğu halde, bunu bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak göstermişlerse muvazaalı bir hukuki işlem söz konusudur. Asıl işveren işçilerinin hakları kısıtlanarak alt işveren işçisi olarak çalıştırılması, hangi alt işverenle çalıştıklarını bilmemesi gibi bulgular bu ilişkinin muvazaalı olduğuna işaret eden diğer özelliklerdir.

Ayrıca muvazaanın varlığı hakim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Zira muvazaanın varlığının hiçbir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece kendiliğinden ( resen ) göz önünde bulundurulması gerektiği, belirli bir sürenin geçmesi, sebebin ortadan kalkması veya ilgililerin olur ( icazet ) vermesi ile geçerli hale gelmeyeceği, uygulamada ve bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmektedir(Y. 1.HD. 11.12.1996 gün ve 1996/14548 E, 1996/14984 K., Y. 9. HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.)

Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili, dava dilekçesinde asıl-alt işveren ilişkisinden bahsederek feshin geçersizliği ve davacının alt işverene iadesini talep etmiş olup ıslah dilekçesi ile davalılar arasında muvazaa olduğunu iddia ederek davacının asıl işverene iadesini istemiştir. Asıl işveren- alt işveren ilişkisi muvazaalı olsa dahi, işe iadenin mali sonuçlarının tazmini her iki işverenden de istenebilir. İşverenlerin sorumluluğu müteselsil sorumluluktur.

Dosya içinde bulunan taraf tanık beyanları ve davalılar arasında personel teminine yönelik sözleşme bulunması hususları dikkate alındığında, davalılar arasında asıl- alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulunmadığı bu nedenle, davacının baştan itibaren davalı İstanbul Dünya Ticaret Merkezi işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Yapılan fesih bildiriminde sebep gösterilmediği için fesih işleminin geçersiz kabul edilmesi ve davacının İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’ndeki işine iadesine ve mali sonuçlardan davalıların müteselsil sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.

Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.




SONUÇ: Yukarıda belirtilen sebeplerle;

  1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
  2. îşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE, davacının İstanbul Dünya Ticaret Merkezi şirketindeki İŞİNE İADESİNE,
  3. Davacının yasal sürede işverene başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine karar doğmuş bulunan en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gerektiğinin tespitine,
  4. Davacmm yasal sürede işverene başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih sebebi ve kıdemi dikkate alınarak 4 aylık ücreti olarak davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gerektiğinin tespitine,
  5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
  6. Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1500,00 -TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
  7. Davacı tarafından yapılan 270.20 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
  8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine

Kesin olarak 11.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir